Haklar Kapsamında Türkiye’de Mülteci Olmak Üzerine

Zorunlu göç üzerine yazılan pek çok yazıda, edilen sohbetlerde, yapılan hemen hemen tüm tartışmalarda sorulan sorudur: “Peki ya bir gün üzerine hiçbir şey almadan yerini, yurdunu terk etmek zorunda kalırsan?”. Hemen herkesi empati kurarak düşünmeye davet eden bu soru, yaşanan savaşın ardından Türkiye’ye sığınan Suriyeli mülteciler özelinde Türkiye’de de en çok sorulan sorulardan biri haline geldi. Soruyu takiben anlatılan ve karşılaşılan yaşam hikayelerinin odağında ise Suriyeli mültecilerin kendilerine yeni umutlar yaratmalarını sağlayacak imkanların kısıtlılığı üzerine konuşulur oldu. Bu yazıda, konuşmaya bir katkı olarak Türkiye’de Suriyeli mültecilere sunulan haklar ve sınırlarına, giriş niteliğinde odaklanacağım.

Suriye üzerinden başlayan göç dalgalarının beklenenin üzerinde olması neticesinde, mültecilerin yaşam koşullarını kamplarda ve özellikle kent merkezlerinde iyileştirmeye yönelik yeni adımlar atıldı. Adımların, şu anda 3 milyonu aşan Suriyeli mültecilerin Türkiye’de yaşayan en geniş mülteci nüfusunu oluşturacağı öngörülerek belirlendiği söylenebilir. Bu kapsamda, öncelikle Türkiye’nin ilk göç yasası olan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Yasası (YUKK) 2013 yılında kabul edildi. Yasa ile Türkiye’ye Avrupa dışından gelmeyenlerin mülteci olarak kabul edilmeyeceğine yönelik sınırlandırmalar yapıldı. O güne dek “misafir” olarak tanımlanan Suriyeli mültecilere ise “geçici koruma statüsü” verildi. Statüye göre, Suriyeli mültecilerin üçüncü bir ülkeye yerleştirilinceye kadar şartlı mülteci statüsü için başvuru yapma hakkı bulunmuyor ve mülteciler uluslararası koruma başvurusu yapamıyor.

Suriyeli mültecilerin geçici koruma statüsünden faydalanabilmek için öncelikle Geçici Koruma Kimlik Belgesi almaları gerekiyor. Kimliği almak için kayıt başvurularının AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı), İl Göç İdaresi ya da Yabancılar Polisi’ne gidilerek yapılması gerekiyor. Kayıtlar bu merkezlerden Nüfusa Dayalı Adrese Kayıt Sistemine işleniyor.

Suriyeli Mültecilere Tanınan Haklar

Sağlık Hakkı: Suriyeli mültecilere sunulan sağlık hakkı, bireylerin geçici koruma altında olup olmama durumlarına göre çeşitlilik gösteriyor. Buna göre, kimlik numarası 99 ile başlayan geçici koruma altındaki tüm bireyler, kamuya ait sağlık kuruluşlarında ücretsiz olarak sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkına sahipler. Geçici koruma kaydı yapılmayan bireylerin ise hizmetten faydalanma hakları daha sınırlı düzeyde tutulmuş durumda.

Ücretsiz sağlanan sağlık hizmetlerinin türleri ise Sağlık Uygulama Tebliği ile belirlenmiştir. Buna göre; acil hal, iş kazası ile meslek hastalığı hali, trafik kazası, kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmeti, analık hali gibi hizmet taleplerinde ücretlendirme yapılabilir.

Diğer bir yandan, bireylerin sağlık hizmetinden sadece ikamet adreslerinin kayıtlı olduğu ilde faydalanabilme hakkı bulunuyor. Başka bir ilde tedavi görebilmenin koşulu ise sevk edilmiş olunmasıdır. Çeşitli sınırlılıklar ile ücretsiz ilaç temin edilebiliyor; fakat bazı illerde mültecilerden ilaç ve reçete katılım payı alınabiliyor.

Eğitim Hakkı: Sağlık hakkından faydalanma koşullarından farklı olarak Suriyeli mültecilere sunulan eğitim hakkının önkoşulu Geçici Koruma Kimlik Belgesi’ne sahip olunmasıdır. Kimlik belgesine sahip tüm Suriyeli mültecilere, belirlenen koşullarda örgün eğitim kapsamında ilköğretim, lise, üniversitede; yaygın eğitim kapsamında Türkçe eğitimi ve mesleki eğitim alanlarında eğitim hizmetleri sunulmaktadır.

Örgün eğitim kapsamında eğitim hakkı: Kanunlar uyarınca, Türkiye’de yaşayan tüm çocukların devlet okullarında temel eğitimden yararlanma hakkı bulunuyor. Bu kapsamda Suriyeli çocuklar Yabancı Öğrenci Bilgi İzleme Sistemi’ne (YÖBİS) kayıtlı olarak devlet okullarında Türkiyeli çocuklarla eğitim görebiliyor. Öncelikle kampta yaşayan çocuklar için, ancak kentte yaşayan Suriyeli nüfusun artması üzerine kent merkezlerinde de açılan Geçici Eğitim Merkezlerinde (GEM) ise sadece Suriyeli çocuklar eğitim alıyor. Şu an için bu merkezlerde eğitim devam etse de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan genelge uyarınca, birinci, ikinci, beşinci ve dokuzuncu sınıftaki öğrenciler Merkezlere kayıt yaptıramıyor. Tüm yeni kayıtların devlet okullarına yapılması gerekiyor.

Lise çağındaki Suriyeli mültecilere eğitim hizmetinin sunulabilmesi için mültecilerin önceki eğitimlerini gösteren belgelere sahip olması gerekiyor. Belge yok ise ya İl Milli Eğitim Müdürlüklerine müracaat edilmesi ya da Geçici Eğitim Merkezlerinden belgelerin temin edilmesi gerekiyor. Lise eğitimi için lise denklik belgesi almak isteyenlerin yılda 1 kez, belirlenen illerde Yabancı Öğrenciler Lise Yeterlilik ve Denklik Sınavı’na girme hakları bulunuyor.

Yükseköğretime devam etmek isteyen tüm yabancılara tanınan haklar ise Suriyeli mültecilere de tanınıyor. Buna göre başvuruda bulunacak bireyin Yabancı Öğrenci Sınavı’na (YÖS) girmesi ve yeterli akademik başarıyı göstermesi gerekiyor. Sınava girecek olan adaylar her üniversitenin kendisinin belirlediği sınav ücretini ödemekle yükümlü tutuluyor.

Yaygın eğitim kapsamında eğitim hakkı: Suriyeli mülteciler, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Halk Eğitim Merkezlerinin ve Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile protokolü bulunan sivil toplum kuruluşlarının ücretsiz dil eğitimlerinden ve mesleki eğitimlerinden faydalanma hakkına sahiptir. Ayrıca bireyler, merkezlere talep ettikleri mesleki eğitim branşının açılması için başvuruda bulunabiliyor.

İş Piyasasına Erişim Hakkı: Geçici Koruma kaydı tamamlanan bireyler, kayıt tarihinden 6 ay sonra çalışma iznine başvurabiliyor. Bu da yasal olarak iş piyasasına erişim hakkının en erken geçici koruma kaydından 6 ay sonra tanındığını gösteriyor. Hakkın tanınabilmesi için ise kişinin bir işe kabul edilmesi ve çalışma izni başvurusunun işveren tarafından yapılması gerekiyor. İşveren, işçiye en az asgari ücret ödemez ise ve sigortalı çalıştırmaz ise işçinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na haklarının ihlaline ilişkin bildirim yapması gerekiyor.

Sonsöz;

Sorularla başladığımız konuşmayı bir soru ile bitirmek isterim: “Peki ya yeni umutlar yaratmayı sağlayacak imkanlar hangi noktada kısıtlanıyor?”. Bu soruya yanıt verebilmek için, haklar ve haklara erişimde ortaya çıkan sorunlar ve çözüm önerileri ile konuşmaya devam edebilir; Türkiye’de mülteci olmanın anlamını en geniş kapsamda keşfedebiliriz.